(via h-o-r-n-g-r-y)
“Arabesk bir ruhtur. Toplumsal bir ruh; bir çöküşün ruhu. Yılışıklıkla zaman geçirerek ölümü bekleyen o tembel ruh… Mesela Türkiye'de en önce televizyon arabesktir. Bütün gün yılışıklık seyrediyorsunuz, akşam haberler başlıyor: 35 şehit, 27 tutuklama, 62 cinayet, 78 kişi trafik kazasında öldü. 20 milyon insan işsiz, 10 milyon insan açlık sınırında… Sonra haberler bitiyor ve yılışık programlar devam ediyor. Hiçbir şey olmamış gibi, seyrettiğiniz haberler anlamsızmış gibi. Göbek atanlar, kirli söylenen şarkılar, düzeysiz konuşmalar, saçma sapan espriler, bir cehalet okyanusu. O ruh işte bu; arabesk!“
Bu ülkenin bu kadar dibe batmasının başka bir nedeni ve sorumlusu iğrenç bir yaşam şeklidir. Garibanların isyanı olarak lanse edilen bu arabesk yaşam tarzı bir kabullenmedir. Kadın cinayetlerinin, yollarda, otobüslerde, statlarda birbirini boğazlamaya hazır delikanlı müsvetlerinin anasıdır. Arabesk bu ülkede dizilerde, sinemada, müzikte, reklamda, edebiyatta aklınıza gelen her yere yayılmış bir tümördür. Dünyanın en güzel, zengin coğrafyasında fakir olmak gururdur arabeskte. Her fakir gururludur. Cinselliğin bu kadar ayıplandığı, el ele oturan bir çiftin neredeyse taşladığı bu ülkede kendisini sevmeyen bir kadına vefasız kahpe diyerek avunan eziklerin çığlığıdır arabesk. "Ya benimsin ya toprağın” felsefesi tek cümle ile anlatıyor zaten bu içi boş rezilliği. Delikanlımız fakirdir gururludur. Ama kızımız onu sevmiyor, aşkına karşılık vermiyor. Ben de kız olsam senin gibi ağlak sümüklü ile ne işim olur? Git dolmuşunu başaka yere park et derim. Bu arabesk felsefenin gazına gelen çomar da aşkına karşılık vermeyen lise öğrencisi kıza “seviyorum ulann!” diyerek saplar bıçağı. Sen de, ben de ağzımızı açamayız. "Liseli var ya ahhh o liseli” diye böğüren 30 yaşında ki yavşağı rakı masasında dinleyip bıyıkları terleyen adamlara da diyecek lafımız kalmaz. Çünkü haklıdır onlar. seviyordur. Hastalıklı aşkına karşılık vermeyen kadın kahpedir, vefasızdır, haksızdır. O ağzımızdan salyalar akarak seyrettiğimiz yeşilçam denilen ucube de bol bol kullanmıştır arabeski. Dolmuş şöförünü beğenmek zorundadır kızımız o siyah beyaz karelerde.
Hani hep soruyoruz ya kendimize. Neden böyle olduk? Zenginliğin, bilginin hor görüldüğü bir ülke burası. Fakirliği, cahilliği, bayağlığı ile gurur duyanların ülkesi daha ne bekliyorsun? Malzeme bu. Zırlamaya gerek yok. Halk türküsü falan yok bu ülkede. Köyün bitli Zahide'si, Ayşe'si için “dam üstünde un eler bıngıl bıngıl memeler” diye anırmış herif. O bıngıl bıngıl memelere ulaşamayınca da “olüyom, yanıyommmm!” moduna geçmiş. Ferhat denen deli bir kadın için dağları delmiş. Allah'tan kavuşamamış Şirine… Kerem alev almış hatun için.
Arabesk denilen ucubenin gazı ile bu cahil, cüheyla bu kadar hadsiz. Bu kadar kendisinden emin ve laf dinlemez. Arsız! Uzak tutun çocuklarınızı bu rezil yaşam tarzından. İsveç, Norveç'den halk ozanı çıkmaz. Biz akıllıyız ya. Zaten bir tanemiz dünyaya bedel. Hadi lan. Cinselliğini doya doya yaşayan bir ülke de beş sap toplanıp bir de üzerine para verip rakı masasında ağlamaz. Nasıl hastalıklı bir eğlence anlayışı? Üç, beş sap toplanmış üzerine para vererek ağlıyor lan.
(Source: eksisozluk.com, via rodljus-deactivated20181209)